Prof. Dr. Volkan Gürkan
Osteosarkom

Osteosarkom (kemik kanseri), belirtileri, tanı yöntemleri, cerrahi tedavi seçenekleri ve takip süreçleri hakkında bilimsel bilgiler.

Osteosarkom, kemik dokusundan kaynaklanan kötü huylu bir tümör türüdür. Tümör hücrelerinin kemik yapımında rol alan osteoid dokuyu üretmesiyle karakterizedir. Özellikle çocukluk, ergenlik ve genç erişkinlik dönemlerinde görülmekle birlikte her yaş grubunda ortaya çıkabilir.

Osteosarkom sıklıkla diz çevresindeki uyluk (femur) ve kaval (tibia) kemiklerinde gelişir. Bunun yanında kol kemiği ve diğer kemiklerde de görülebilir. Hastalık; kemik ağrısı, şişlik, hareket kısıtlılığı ve bazı durumlarda kemiğin zayıflamasına bağlı kırıklarla kendini gösterebilir.

Tanı ve Değerlendirme

Osteosarkom şüphesinde hastanın klinik bulguları ve fizik muayenesi, radyolojik incelemelerle birlikte değerlendirilir.

Röntgen ve manyetik rezonans (MR) görüntüleme, tümörün yerleşimi ve çevre dokularla ilişkisinin belirlenmesinde kullanılır. Hastalığın yayılımını araştırmak amacıyla akciğer bilgisayarlı tomografisi (BT) ve gerekli diğer görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.

Kesin tanı, uygun şekilde planlanan biyopsi ve patolojik inceleme sonucunda konulur.

Tedavi Yaklaşımları

Osteosarkom tedavisi; tümörün yerleşimi, büyüklüğü, derecesi, yayılım durumu ve hastanın genel sağlık özelliklerine göre planlanır.

Yüksek dereceli osteosarkomların tedavisinde genellikle cerrahi ve kemoterapi birlikte uygulanır. Kemoterapi, ameliyat öncesinde ve sonrasında tedavi planına dahil edilebilir.

Cerrahi tedavide temel amaç, tümörün uygun cerrahi sınırlarla çıkarılmasıdır. Uygun hastalarda ekstremite koruyucu cerrahi uygulanabilir. Tümörün çıkarılması sonrasında oluşan kemik kayıpları, özel protezler veya farklı rekonstrüksiyon yöntemleriyle giderilebilir.

Tedavi süreci ortopedik onkoloji, medikal onkoloji, radyoloji ve patoloji gibi ilgili uzmanlık alanlarının katılımıyla multidisipliner olarak değerlendirilir.

Tedavi sonrasında ise hastalığın tekrarlama ve uzak yayılım olasılığı açısından düzenli klinik ve radyolojik takip önem taşır.